|
|
1188 Haber (198 Sayfa, 6 Bir Sayfada bulunan toplam Haber)
1
.. 3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
.. 198
|
|
AYM ...faşizm olduğuna karar verdim derse ne diyeceksiniz... Doc. Dr. Osman Can (Haber ve Yazılar) |

Osman Can'a göre referandum sonucu
Anayasa Mahkemesi Raportörü ve Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı Osman Can anayasa değişiklik paketinin "referandumda alabileceği sonucu" açıkladı...
Hukuk dışı karar içtihat oluşturmaz
Anayasa Mahkemesi Raportörü ve Demokrat Yargı Derneği Eşbaşkanı Osman Can mahkemenin esasa girererek Anayasayı açıkça ihlal ettiğini söyledi. Anayasaya aykırı bir kararın ise içtihat olamayacağını ifade eden Can, referandum süreci için ise; "Yargıda bir aydınlanma dönemi başlıyor. Yargıda ortaçağ dönemi kapanıyor, yeni bir çağ başlıyor" değerlendirmesini yaptı.
|
|
|
Tarih Sınavı...Michel Foucault (Felsefe) |

Kendisiyle yapılan bir söyleşide “Bu bir hakikat söylemi değil” diyordu Boudrillard, “daha ziyade bir meydan okuma. Dünyada çok fazla açıklama, çok fazla yorum, çok fazla anlam olduğunu düşünüyorum. O halde yazı belki de paradoksal bir şekilde, anlamı kaldırmak, nesnenin kendisinin ortaya çıkabilmesi için bazı şeylerin çevresinde bir boşluk yaratmak içindir. Bu, kendi öznesini dünyaya yansıtmak değil, şeyleri ortaya çıkarmak yada yok etmektir… Bir nevi dramaturji… Ve bu nihai anlam değil, bu şeylerin arkasında emel yok.”
|
|
|
|

11.07.2010
Geçtiğimiz hafta Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, TSK’nın içindeki çeteleri, cuntacıları, TSK’nın istihbarat zaaflarını haberleştirenleri eleştirirken “Türk kanı taşıdıklarına inanmıyorum” dedi ama kimseden tepki görmedi. Ocak 2008’de, Kırşehirli 13 lise öğrencisi kendi kanlarıyla yaptıkları Türk bayrağını çerçeveleterek dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’a hediye etmiş, Büyükanıt bayrağı nemli gözlerle “Biz böyle büyük bir milletiz” diyerek basına takdim ettiğinde de pek ses çıkmamıştı. Haziran 2009’da Gaziantep Üniversitesi Bilişim Kulübü üyesi gençlerin kendi kanlarıyla yaptığı bayrak, Genelkurmay Başkanlığı Karargâhı’nda, İlker Başbuğ adına Kurmay Deniz Albay Dursun Çiçek tarafından huşu içinde teslim alındığında da kimse garipsememişti. Anlaşılan TSK’da ve toplumda güçlü bir ırkçı damar var. Gelin bu hafta Türk milliyetçiliğinin ırkçı damarının tarihçesine bir göz atalım.
|
|
|

11 Hazirandan beri dünyanın gözü Güney Afrika’ya çevrilmiş durumda. Yakın ve yavaş çekimde, biraz da ‘insanüstülük’ izlenimi uyandıran futbolcu görüntüleri, hârika goller, ‘yıldız’ futbolcular, ünlü teknik direktörler, stadyumlardan yükselen uğultuyu bastıran Vuvuzela’nın durmak bilmeyen gürültüsü, her biri kendi takımının renginde ateşli taraftarlar, maskeli fanatikler, büyük bir televizyoncu-gazeteci ordusu, yüzlerce futbol yorumcusu, reklamlar, hiç bir ayrıntıyı kaçırmayan binlerce kamera... Velhasıl tam bir cümbüş ve bir futbolcu borsası... Bu güne kadar yapılan 18 dünya futbol kupasından sonra, 19’uncusu için Güney Afrika’nın seçilmesinin, sıranın Afrika’ya gelmiş olmasının özel bir önemi ve anlamı olduğu, bunun Afrika’nın, özellikle de Kara Afrika’nın tarihinde bir dönüm noktası, bir Afrika Zamanı [Time of Africa] olduğu söyleniyor... Milyarlarca dolar harcanarak gerçekleştirilen bu ‘büyüleyici’ futbol şöleni ortalama bir Afrikalı için, bir Güney Afrikalı için gerçekten bir şölen, bir ‘ulusal gurur’ vesilesi midir? Büyüleyici, şâşalı görüntüler ve sarhoş eden gürültülerin gerisinde nasıl bir gerçeklik gizleniyor? Bu sadece bir futbol oyunundan mı ibarettir? Yoksa futbol başka oyunları ve hesapları gizleme işlevi mi görüyor? Ya da sporla, futbolla ne kadar ilgili? Elbette benzer sorular derin açılımları, kapsamlı tahlilleri davet ediyor ama burada kısaca görünenle görünmeyen, gösterilenle gizlenen ilişkisine kısaca değinmekle yetineceğim. Söz konusu olan gerçekten ileri sürüldüğü gibi bir Afrika zamanımıdır? Dünya kupası için Güney Afrika’nın seçilmesinin bir kaç nedeni var: Birincisi, Güney Afrika kıta’nın en çok ‘Batılılaşmış’ bölgesi; ikincisi, Güney Afrika neoliberal politikaları gözü kara uygulayan ülkelerden biri; üçüncüsü de bir imaj yenileme operasyonu oluşuyla, dünya’ya “farklı” bir Güney Afrika imajı sunmakla ilgili...
|
|
|
|

Havana, 6 Temmuz 2010 (Prensa Latina) Küba Devrimi lideri Fidel Castro’nun son makalesini okuyucularımızla paylaşmaktan gurur duyarız.
OLANAKSIZ MUTLULUK
Yanılırsam dünyadaki en mutlu kişi olacağımı yazmıştım ama maalesef mutluluğum kısa sürdü.
Dünya Kupası hala bitmedi. Finale kadar altı gün var.
Yanki imparatorluğu ve faşist İsrail devleti ellerine gelen bu muhteşem fırsatı nasıl oldu da kaçırdı, dünyamızdaki insanların büyük çoğunluğu içinde bulundukları temel sorunları fazlasıyla unutmuşken!
Dünya Kupası maçları sürerken imparatorluğun İran’a saldırmak için yaptığı planları ve ortaya koymaya çalıştığı basit bahaneleri kim farkedebilirdi?
Bunları düşünürken kendime soruyorum; İran Körfezine, Hürmüz Boğazına, İran karasularına ilk kez giren İsrail savaş gemileri orada ne yapıyor?
|
|
|

04.07.2010
2 Temmuz 1993’te Sivas’ta, Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında, galeyana gelen/getirilen Sünni halk kitlelerinin, devletin ve kamuoyunun gözleri önünde, Madımak Oteli’ni yakması ve 33 yazar, ozan, düşünür ile iki otel çalışanın ölümüne sebep olmasının acısı hâlâ geçmedi. Bu olayla ilgili sorunlar, sorular, beklentiler pek çok yetkin yazar tarafından ayrıntılı olarak ele alındığından, ben bu haftayı Sivas Katliamı’na değil, bu ve benzeri nice olayın arkasındaki siyasal ve toplumsal psikolojiyi anlamamıza yardımcı olacağını düşünerek, Cumhuriyet tarihinin bir başka yüz kızartıcı olayına ayırdım.
|
|
|
1188 Haber (198 Sayfa, 6 Bir Sayfada bulunan toplam Haber)
1
.. 3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
.. 198
|
|
|
|