|
03.08.2010
 Gençler, 1977-80 arasında Türkiye’de yaşanan iç savaş ortamını hatırlamazlar. Bugün 40-45 yaşında olanlar bile çocuktu daha. Biz o kan ve kin günlerini, her gün ölülerimizi sayarak ve ertesi güne çıkıp çıkmayacağımızı sorarak yaşadık. Sonra nice olaylar, nice yıllar geçti; acılar küllendi, kinler soğudu, yeni acılar yeni kanlı çatışmalar eskiyi gölgeledi, hatırlamaz olduk.
O yıllarda Türkiye’nin dört bir yanında patlak veren yüzlerce çatışma, katliam, şiddet, terör olayını saymaya ne yerim, ne vaktim, ne de belleğim yeter. Sadece Malatya, Kahramanmaraş, Sivas, Elazığ, Çorum’u hatırlatmak istiyorum. Bu illerde 1978- 1980 arasında Türkiye’nin yakın tarihinde eşi benzeri olmayan, binlerce kişinin canını yitirmesine neden olan kanlı olaylar yaşandı.
Olaylar hep aynı şekilde başlıyordu. Bir yerde bir bomba patlıyor, bir yere molotof kokteyli atılıyor, yerelde saygınlığı olan sağcı ya da solcu biri vuruluyor ya da vurulduğu söylentisi yayılıyor, “Aleviler camiyi yakmış, solcular Kuran’ı parçalamış, komünistler bir kadına tecavüz etmiş” türünden aslı astarı olmayan dedikodular çıkarılıyor; ardından da solculara, Alevilere yönelik kanlı saldırılar başlıyordu. Alevi mahalleleri ateşe veriliyor, önceden kamu görevlisi olduklarını söyleyen kişilerce Nazizm döneminde Yahudiler’in evlerine, işyerlerine yapıldığı gibi işaretlenmiş evler, dükkânlar yakılıyor, tahrip ediliyordu. Çorum’da Alevi köylerine saldırılırken halka çocuk, ihtiyar, kadın demeden en vahşi işkenceler yapılmış, bazıları yakılarak öldürülmüştü. Kahramanmaraş’ta, pek çoğu Alevi olan -resmi verilere göre- 111 kişi, kadın¸ yaşlı, çocuk dâhil baltalarla doğranmış, bazı Alevi kadınların ırzına geçilmiş uzuvları kesilerek öldürülmüştü.
|