|
|
Karşıt olmalısınız!... |
"Bir düşün sevgili Glaukon...
İnsanların çocukluklarından itibaren ayaklarından, boyunlarından zincire vurulmuş bir mağarada yaşadıklarını; öyle sıkıca bağlanmışlar ki, kafalarını kıpırdatmadan sadece önlerindeki duvara bakabiliyorlar. Arkalarında yüksek bir yerde bir ateş yanıyor. Kukla oynatıcılar ateşle mahpuslar arasında kurdukları sahnede kuklalarını oynatıyor, mahpuslar da önlerindeki duvarda kuklaların gölgelerini izliyorlar. Ömürleri boyunca başlarını kıpırdatmaksızın önlerine bakan mahpusların gözünde gerçekler yapma nesnelerin gölgelerinden ibaret kalmaz mı?
Şimdi bu mahkumlardan birinin zincirlerini çözelim. Yıllardır arkasında olan biteni merak ederek yüzünü ışığa dönecektir. İlkin kamaşan gözleri ışığa alıştığında gerçekleri bir bir görecek ve şaşıracaktır. Mağaradan dışarı çıktığında ise gerçek dünyayı görecek ve ancak o zaman görünen her şeyin kaynağının güneş olduğunu anlayacaktır.
Şimdi bir an için onun yüreğinin iyilikle dolduğunu düşün; dönüp arkadaşlarına gerçekleri anlatmaya kalksa ona gülmezler mi? Onların zincirlerini çözüp kurtarmak istese, ellerinden gelse onu öldürmezler mi?”
Eflatun’un 2400 yıl önce yazdığı Devlet’ten bu güne !
|
|

Çeviri: Esat Parlar, Selami İnce
883’teki Yoldaşlar,
Yanlış insanlara doğruyu anlatmaya çalışmanın anlamı yok. Biz bunu daha önce uzun süre yaptık. Baader’in hapisten kurtuluşu eylemini biz entelektüel gevezelere, korkudan altına edenlere, her şeyin en iyisini bilenlere anlatmaya kalkmadık, aksine halkın potansiyel devrimci kesimine anlattık. Bu eylemi, bunu hemen kavrayabileceklere anlattık, çünkü onlar da zaten hapiste. Eylemsiz sol gevezelik halkın bu kesimlerine hiçbir şey veremez. Halkın buna karnı tok.
Baader’in kurtuluşu eylemini Märkischer semtinin gençliğine anlatmalısınız, Eichenhof, Ollenhauer, Heiligensee’deki kızlara anlatmalısınız, yetiştirme yurtlarındaki delikanlılara anlatmalısınız. Çok çocuklu yoksul ailelere, genç işçilere ve çıraklara, ortaokul öğrencilerine, yoksul semtlerdeki ailelere, Siemens, AEG-Telefunken, SEL ve Osram işçilerine, hem ev işi yapıp çocuğa bakmak hem de akord çalışma zorunda kalan evli kadın işçilere anlatmalısınız, lanet olsun!
|
|
|
 8 Şubat 2012 Çarşamba
The Independent gazetesinin Orta Doğu muhabiri Robert Fisk, gazetesinde yazdığı makalede Suriye’nin mevcut durumunu değerlendirdi. Fisk, Suriye’nin Washington’ın gözünden görüldüğü kadar güçsüz olmadığını ve bölgedeki müttefikliklerinin sürdüğünü, özellikle de Orta Doğu’daki Şii nüfusun bu müttefikliğin sürmesini sağladığını dile getiriyor.
Devlet Başkanı Beşar Esad gitmek üzere değil. Henüz değil. Belki de epey uzun zaman için değil. Orta Doğu gazeteleri, bunun Esad’ın “Bingazi (kritik) anı” olup olmadığına dair öykülerle dolmuş halde –bu haberler Washington, Londra ya da Paris’ten yazılanlarla neredeyse aynı şekilde- ancak bölgedeki az kişi biz Batılıların bunu nasıl yanlış kavrayabildiğini anladı. Eski atasözü tekrar tekrar dile getirilmeli: Mısır, Tunus değildi; Bahreyn, Mısır değildi; Libya, Yemen değildi. Ve Suriye kati surette Libya değil.
|
|
|
|

05.02.2012
“1933 yılının 23 Nisan Çocuk Bayramı idi. O, heyecanla Çankaya Köşkü’ne geldiği vakit, Atatürk’ün yanında bana bir kâğıt uzattı ve şunları anlatmaya başladı. ‘Sabahleyin ilk bayramlaşmayı kızlarımla yaptım. Onlara bir şeyler söylemek istediğim vakit, bir ant meydana çıktı. İşte Cumhuriyetimizin 23 Nisan çocuklarına armağanı’ dedi. Kâğıtta şöyle yazıyordu: Türküm, doğruyum, çalışkanım. Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak; yurdumu, budunumu özümden çok sevmektir. Ülküm, yükselmek, ileri gitmektir. Varlığım Türk varlığına armağan olsun.
|
|
|
Deli olup olmadığıma kendim karar veririm...Prof.Gündüz Vassaf (Sosyoloji) |
Gündüz Vassaf, psikoloji profesörü... Babası psikiyatr, annesi psikolog. İlginç bir çocukluk, ardından yine aynı ilginçlikle devam eden bir eğitim hayatı. Neden mi? Bir defa sosyal yönü güçlü olduğundan dersleri zayıfmış. Sınav sistemini, sormayı ve sorgulamayı hiçbir zaman sevmemiş. Kendi deyimiyle 'Okumayı sevdiği için' psikolog olan biri o. Uzun yıllar Amerika'da yaşayan Vassaf, tiyatro oyunları oynamış, bir dönem gurbetçi psikolojisini de yaşamış, yıllar içinde kendini ölçmüş biçmiş ve artık 'Dünya insanıyım' diyor. Gündüz Vassaf'la sınırları olmayan bir yolculuğa çıktık. 05 Şubat 2012 Pazar - 08:15
Babanız psikiyatr anneniz ise psikolog. Çocukken bunun ne kadar farkındaydınız?
Bunun diğer anne babalardan farklı bir meslek olduğunu, Amerika'da ilkokul son sınıfta fark ettim. Annemin ve babamın mesleğini yazmak bana çok zor gelmişti. Harfleri yan yana koymakta zorlandığımı hatırlıyorum. Bir de dışarıdaki tepkilerden anlıyordum. Çünkü akıl hastanesinde oturuyorduk.
|
|
|
|

12 Eylül'de Mamak Cezaevi'nde yaptığı işkenceleri itiraf eden Doğan Eşlik, işkence yaptığı insanlara seslenerek "beni affedin" dedi
12 Eylül 1980 darbesinin ardından Mamak Cezaevi'nde kalan Doğan Eşlik, kendisine zorla işkence yaptırdıkları gerekçesi ile darbeyi yapanlar ve Mamak Cezaevi'ndeki görevliler hakkında Ankara Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Dilekçesinde, evlenip yuva sahibi olamamasına ve psikolojisinin bozulmasına darbecilerin sebep olduğunu vurgulayan Eşlik, ismini tek tek saydığı işkence mağdurlarından helallik istedi. Eşlik, "Bizi insanlıktan çıkarmışlardı, işkence ettiklerim ne olur haklarını helal etsin." diyor.
Mamak'ta yaptığı askerliğin ardından Eşlik'in psikolojisi bozuldu, maddi durumu iyi olmadığı için hastaneye gidemedi. "İşkence yaptığım birisi ile karşılaşırım bana hayatı zindan eder. Tekrar darbe olur aynı şeyler bu defa benim başıma gelir." düşüncesi ile hiç evlenmedi. Uzun yıllar birlikte yaşadığı annesini de kaybedince, tek başına yaşamaya başladı. Doğan Eşlik, şu anda psikolojik sorunlar ile karşı karşıya. Kendisine yardım eli uzatılmasını istiyor, zorla yaptığı işkencelerden dolayı pişman olduğunu belirtiyor.
|
|
|
 Obama, Chavez'e sert çıkıyor: Venezüella seçimleri planladığı gibi gerçekleştirebilecek mi? -
29 Ocak 2012 -
Obama, Venezüella’daki başkanlık seçimlerinden dokuz ay önce ülkenin Chavez karşıtı ve en muhafazakâr dergisi olan El Universal’a yazılı bir röportaj verdi. Yakın zamana kadar Obama ve Chavez’in saldırmazlık paktına uygun davranmaya çalıştığı ve George W. Bush başkanlığı döneminde her türlü hiddet içeren hareketlerden kaçınıldığı düşünüldüğünde, Obama’nın provokatif yorumları, muhalefet tarafından saldırı sinyali olarak görüldü.
Obama El Universal’daki mesajında, Chavez’i ‘gerçekleştirdiği hükümet eylemleri ile, Venezüella halkının evrensel haklarını kısıtlamakla, temel demokratik değerlere tehdit oluşturmakla ve de bölge güvenliğine katkı sağlamakta başarısız olmakla’ suçlamıştır. Güvenlik konusuna gelince; İran, Suriye ve Küba’yı birbirine bağlayan Venezüella politikasının, Amerika’nın güvenlik endişesi yaratan listesinin başında gelmesi, Obama’nın “Bu ilişkilerden Venezüella halkı yarar görmeyecek. Er ya da geç Venezüellalılar bu ilişkilerden kendini çekecek” şeklinde sert açıklamalarının nedenini de açıklıyor. Chavez, “Amerikan başkanı ve danışmanlarının söylemleri, Venezüella ve destekçilerine yönelik saldırıları haklı çıkarmak için söyledikleri kocaman yalanın bir parçasıdır” diyerek her zamanki tavizsizliğiyle yanıt vermiştir: “Obama! Sen sahtekarsın. Sorumsuzluk yapma. Biz özgür bir ülkeyiz ve asla sömürge olmadık, ne senin ne de başkasının… Git ve ülkendeki siyahî topluluklara senin onlar için ne ifade ettiğini sor: Kaç yılın en büyük hayal kırıklığıysan… Git ve sana teninin renginden dolayı inanmış olabilecek Afrikalılara sor (çünkü baban Afrika’dan gelmişti). Sen Afrikalı kökenlisin, fakat o tüm insanların utanç kaynağısın.”
|
|
|
1392 Haber (232 Sayfa, 6 Bir Sayfada bulunan toplam Haber)
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
.. 232
|
|
|
| Farc - Ep |
 |
|