|
|
Karşıt olmalısınız!... |
"Bir düşün sevgili Glaukon...
İnsanların çocukluklarından itibaren ayaklarından, boyunlarından zincire vurulmuş bir mağarada yaşadıklarını; öyle sıkıca bağlanmışlar ki, kafalarını kıpırdatmadan sadece önlerindeki duvara bakabiliyorlar. Arkalarında yüksek bir yerde bir ateş yanıyor. Kukla oynatıcılar ateşle mahpuslar arasında kurdukları sahnede kuklalarını oynatıyor, mahpuslar da önlerindeki duvarda kuklaların gölgelerini izliyorlar. Ömürleri boyunca başlarını kıpırdatmaksızın önlerine bakan mahpusların gözünde gerçekler yapma nesnelerin gölgelerinden ibaret kalmaz mı?
Şimdi bu mahkumlardan birinin zincirlerini çözelim. Yıllardır arkasında olan biteni merak ederek yüzünü ışığa dönecektir. İlkin kamaşan gözleri ışığa alıştığında gerçekleri bir bir görecek ve şaşıracaktır. Mağaradan dışarı çıktığında ise gerçek dünyayı görecek ve ancak o zaman görünen her şeyin kaynağının güneş olduğunu anlayacaktır.
Şimdi bir an için onun yüreğinin iyilikle dolduğunu düşün; dönüp arkadaşlarına gerçekleri anlatmaya kalksa ona gülmezler mi? Onların zincirlerini çözüp kurtarmak istese, ellerinden gelse onu öldürmezler mi?”
Eflatun’un 2400 yıl önce yazdığı Devlet’ten bu güne !
|
|
|

“Doğu, devrimin meşalesini tüm Batı Avrupa’ya taşıyacak devrimci bir kazandır.” (Sultan Galiyev, 1920)(1) Komünizm ile İslam arasındaki ilişkinin kısa bir değerlendirmesini yapmak güçtür. Bunun nedeni, kısmen ilgili sahanın genişliği kısmen de konuya dair güncel ve tatmin edici bir rehberin elde mevcut olmamasıdır. Yaacov Ro’i kısa zaman önce 1941 sonrası döneme ilişkin ayrıntılı bir çalışma kaleme aldı, ancak bu bile sadece Sovyetler Birliği’ndeki İslam ile sınırlı.(2) Bundan ayrı olarak konunun farklı yönlerine ilişkin yapılan yayınlardaki sayısız ehil inceleme üzerine çalışma yapmak suretiyle özet bir çalışma kaleme almak da mümkün. Yazındaki söz konusu eksiklik giderilmeyi bekliyor. Bu çalışmada böylesi bir yükün altına girilmeyecek ama konuya dönük yaklaşımın muhtemel ana hatlarına dair kısa bir takdim yapılacak. Marksist sol ile politik İslam arasındaki ilişkinin tarihi 1917 Rus Devrimi’ne dek uzanır. Rus Devrimi, nüfusun yüzde onunu teşkil eden, yaklaşık 16 milyon müslümanın yaşadığı bir imparatorlukta cereyan eder. Bolşevikler, müslümanların da rejimin elinde cefa çektiği, çok milletli ve çok inançlı olan, çarlık imparatorluğunu miras almışlardır. Çarlığın devrilmesi, imparatorluk tarafından inkâr edilen dinî hürriyetlerini ve millî haklarını talep etmekte olan milyonlarca müslümanı radikalleştirmiştir. Çarlığın devrilişi Rus olmayan azınlıklarca büyük bir coşku ile karşılanır. 1917’de Moskova ve Kazan’da müslüman kongreleri tertiplenir. Mazlum milletlerin kendi kaderlerini tayin etme haklarına ve köylülüğe toprak verilmesine dönük ajitasyon yapan Bolşevikler, devrimin Rus olmayan topraklara taşınması noktasında önemli bir destek bulurlar. Din hürriyeti, eski Rus imparatorluğuna mensup mazlum halklar için Bolşeviklerce teşvik edilen millî hürriyetin önemli bir ayağıdır.
|
|
|
|

Cumartesi, 28 Ocak 2012
Son birkaç gündür bazı Kürt sitelerinde, yayın organlarında PSK' nin eski lideri Kemal Burkay ve Ala Rizgari nin eski lideri İbrahim Güçlü hakkında tartışmalar olmaktadır. Gerçi bu yazılıp çizilenlere tartışma demek biraz zordur. Çünkü biz Kürtler henüz tartışmaya alışmış bir toplum değiliz. Biz karşımızdakine küfür ederiz, hakaret ederiz, buda yetmedi mi tehdit ederiz, karşımızdaki susmadıysa, ajan olarak damgalarız, öyle susturmaya çalışırız, buna rağmen susmadıysa bir punduna getirip vururuz, vuramadıksa, üstelik susturamadıksa, bu kez bize bağlı olan taraftarlarımızın, kulaklarını tıkar, gözlerini kapatır, böylece eleştirenlerden kurtulmaya çalışırız.
|
|
|

23.01.2012
Hrant Dink bizim sembolümüz, Martin Luther King’imiz olsun. Hrant Dink davası kararı büyük şaşkınlık yarattı. Şaşkınlık iyidir, güzeldir, saflığın ve duruluğun alametidir. Vicdanların hâlâ temiz olduğunu gösterir ve karşıdakinden en azından, sıradan, insani olan birşey beklemenin son derece doğal olduğuna inanan bir ruh halini yansıtır. Aslında fazla şaşırmamıza gerek yoktu; Hrant’ın katillerini saklayanların durdukları yeri bilebilseydik, bizlere nasıl ve nereden baktıklarını görebilseydik ve en önemlisi Hrant Dink cinayeti ile 1915 soykırımı arasındaki bağlantıyı kurabilseydik, şaşırmazdık o zaman. Ve onların, bizlere bakarak hafif bir tebessümle, “çıldırmış mı bunlar; akıllarını mı yemişler; bu devletin kuruluşundan tuğla çektirir miyiz?”, dediklerini duyardık. Şaşkınlığımız esas olarak bu cinayet ile Ermeni soykırımı arasındaki kuvvetli bağı göremeyen bizlerin hatasıdır; aslında şaşırmamıza şaşırmak gerekir. Ne üzücü bir şey; onların gördüğünü görmüyor; onların bildiğini bilmiyoruz.
|
|
|
|

22 Ocak 2012 Pazar, 16:19
CAUCA- Kolombiya devlet yetkilileri, Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri(FARC)'nin, ülkenin güneyindeki Cauca eyaletindeki radar tesisine saldırı düzenlediğini duyurdu.
Yetkililerin açıklamasına göre el yapımı füzelerin ve gaz silindirlerinin kullanıldığı saldırıda, bir polis yaşamını yitirdi.
Sivil Havacılık Genel Müdürü Santiago Castro, yaklşık 100 gerillanın katıldığı saldırı sonucunda radarda ortaya çıkan zararın onarımının aylar alacağını beyan etti.
|
|
|
Pazar, 22. Ocak 2012
Hrant Dink Davası’nda çıkan karar aslında beni şaşırtmadı. Çünkü bu topraklardaki gayrımüslim düşmanlığının köklerinin ne kadar derinde, dallarının ne kadar yaygın olduğunu biliyorum.
22.01.2012
Hrant Dink Davası’nda çıkan karar aslında beni şaşırtmadı. Çünkü bu topraklardaki gayrımüslim düşmanlığının köklerinin ne kadar derinde, dallarının ne kadar yaygın olduğunu biliyorum. İktidar partisinin tepkileri yatıştırmak için kullandıkları “Yargıtay aşaması” sürecinin nasıl biteceğini de tahmin ediyorum. Çünkü hem AKP’nin Ergenekonlaşmış bu devletle giderek nasıl bütünleştiğini görüyorum, hem de Yargıtay’ın Pınar Selek, Uğur Kaymaz, Baskın Oran, N.Ç. başta olmak üzere daha nice dava hakkında verdiği kararları biliyorum. Bu hafta Cumhuriyet tarihi boyunca, devletin gayrımüslimlere karşı işlediği suçların özet bir dökümünü yapacağım. Böylece işimizin ne kadar zor olduğunu görüp tekrar derlenip toparlanalım.
» 16 Mart 1923’te, Mustafa Kemal Adana’da esnafa yaptığı konuşmada “Memleket en sonunda yine gerçek sahiplerinin elinde karar kıldı. Ermeniler ve diğerlerinin burada hiçbir hakkı yoktur. Bu bereketli yerler koyu ve öz Türk memleketidir” dedi. Böylece Cumhuriyet’in azınlık politikalarının çerçevesi belirlenmiş oldu.
|
|
|
 “Genel anlamda doğa bilimlerinin ilerleyişini etkileyen herhangi bir marksist metodoloji yoktur.”[1] Esasında marksizm tarihsel açıdan bilim noktasında her daim zayıf olmuştur. Eldeki tüm verilere göre marksizm, doğa bilimlerine dönük herkesçe bilinen ilgisine rağmen (ya da belki de sırf bu ilgi yüzünden) bilim noktasında zayıftır. Marx bu ilgi hususunda Engels ile pek ortaklaşmaz (onun sadece görece daha az zararlı olmuş olan askerî tarihe dönük ilgisini önemser.). Her şeyden önce Marx’ta doğa bilimleri ve onun yöntemlerine ilişkin çok az tartışmaya rastlanır, bu tip konularla daha fazla uğraşan, hep Engels olmuştur. Bu noktada Marx’ın bilime dönük ilgisindeki eksikliğin sonrasında marksistlerin bilimsel ilerlemenin tehditleri ve vaatlerini kavramalarına mani olduğu da iddia edilebilir. Elbette kavrayış eksikliğine ilişkin yeterince örnek de bulunacaktır. Herbert Marcuse’ün Tek Boyutlu İnsan’ı geç dönem kapitalist toplumdaki esaret altında olan teknolojinin yıkıcı etkilerinden bir biçimde kaçınılmasını sağlayacak “özgürleştirilmiş teknoloji”nin kaygı verici ihtimallerine bağlı olarak tüm yönleriyle eleştiriye tabi tutulmuştur. Bu ihtimal bizi Engels’in “devrimci matematik ve mekanik”le ilgili görece az bilinen eleştirilerinden öteye taşımayacakmış gibi görünmektedir. Marcuse’ün en sert ve en olumlu eleştirmeni, eleştirel teorinin varisi, Jürgen Habermas, mekanistik marksizme dönük Frankfurt Okulu eleştirisini takip ederek, klasik marksizmdeki bilimsel ve “araçsalcı” eğilimlerin iletişim ve özgürleşmenin boyutunu geri kazandıracak olan bir metateorinin inşaını gerekli kıldığına ilişkin bir iddia ortaya atar.[2]
|
|
|
1381 Haber (231 Sayfa, 6 Bir Sayfada bulunan toplam Haber)
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
.. 231
|
|
|
| Farc - Ep |
 |
|